Sözlük

ACCRETION DİSKİ: Kütleli bir cismin gravitasyonel alanının çekimi ile etrafından malzeme toplamasıdır. Kütleli cisme doğru çekilen malzeme bir disk şeklini alır. Bu sırada malzeme enerji kazanır, diskteki atomlar birbirleri ile çarpışır, ısınır ve X-ışını çıkarırlar. Karadelik, kuasar gibi güçlü çekim alanına sahip cicimlerin etrafındaki diskler çok belirgindir.

AÇIK EVREN: Sonsuza kadar genişleyecek olan evren modelidir.

AÇISAL FREAKANS: Bir çevrede dolanan bir cismin, birim zamandaki dönme sayısıdır.

AÇISAL HIZ: Bir çevrede dolanan bir cismin,yer değişim hızıdır.

AÇISAL İVME: Açısal hızın değişim hızıdır.

AÇISAL MOMENTUM: Bir sistem içindeki dönüş hareket miktarının ölçüsü olup, dönüş hızının kütlesinin, merkeze olan uzaklığın karesi ile çarpımına eşittir veya dönen bir cismin ürettiği kütle ve açısal hızdır.

AĞIRLIK: Dünya’nın gravitasyon kuvvetinin cisimlere uyguladıgı güç olup, cisimlerin kütlesine ve Dünya’nın merkezine olan uzaklıklara baglıdır. Kutuplar dünya merkezine daha yakın oldugundan, kutuplardaki bir cismin ağırlığı ekvatordaki bir cisimden %0,3 daha fazladır.

AĞIRLIK MERKEZİ: Bir cismin, bütün ağırlığının toplandıgı varsayılan noktasıdır.

AĞIR ELEMENTLER: Hidrojen ve helyum haricindeki elementlerdir. Bütün ağır elementler yıldızların içindeki füzyon reaksiyonları sonucunda üretilmiş, sonra süpernova patlaması ile uzaya dagılmıstır. Yıldızların yasları ve evrimleri bu agır elementlerden hesaplanabilmektedir.

AĞIR SU: Deteryumun oksidi olup, çekirdeğinde bir nötron bulunur.

AKTİF BÖLGE: Bir kimyasal reaksiyonu katalistliğine direkt olarak katılan, enzimin yüzeyinde derin yarıkların yer aldıgı bölgelerdir.

AKTİF GALAKSİ: Merkezinden büyük miktarda enerji çıkaran galaksiler olup, Seyfert galaksileri, kuasarlar bunlara birer örnektir. Merkezden çıkan enerji galaksinin iki tarafında birer ince ışın demeti gibi görülür.

AKSELERATÖR: Atomaltı parçacıkların içinde hızlandırılıp çarpıştırıldığı makinelerdir.

AKSİYOM: Doğru oldugu kabul edildiği için ispatına gerek duyulmayan problemlerdir.

ALAN: Uzayda devamlı ve üniform şekilde yayılmış bir şey olup, elektrik, manyetik alanlar, uzay-zaman eğriliği, gravitasyon dalgaları şeklinde olabilir.

ALAN EŞİTLİKLERİ: Her elektrik yüklü parçacıgın evrende yarattıgı matematiksel çizgilerdir. Pozitif yüklerden dışarı doğru, negatif yüklerden ise içeri doğru çıkarlar ve bu yüzden zıt yükler birbirini çeker, aynı yükler ise iter. Bu kuvvet çizgileri parçacıgın etradında bir alan kuvvetini yaratır. Bunlar alan denklemleri ile belirlenir. Faraday tarafından ortaya atılan alan denklemleri Maxwell tarafından formüle edildi. Bunlar ve genel rölativitenin öngördüğü alan denklemleri klasik alan teorileriydi. Ala teorisinin modern versiyonu Kuantum Alan Teorisi’dir. Kuantum Alan Teorisinde, evrende kuantize olmuş kuantum alanlarının dışında hiçbir şey yoktur.

ALBEDO: Işık çıkarmayan bir cismin ışığı yansıtma ölçüsüdür. Tam yansıtan cismin albedosu 1’dir. Siyah cisim bütün ışınları soğurdugu için albedosu sıfır, Venüs’ün 0,65, Dünya’nınki ise 0,37’dir.

ALPHA(ALFA) PARÇACIGI: İki elektronunu kaybetmiş bir helyum atomu çekirdeğidir.

ALPHA(ALFA) BOZUNUMU: Bir atom çekirdeğinin bir alfa parçacıgı cıkarması ve farklı bir elemente dönüşmesidir.

ANDROMEDA: Samanyolu’na 2,3 milyon ışık yılı uzaklıkta ve içinde 1 trilyon yıldız bulunan sarmal bir galaksidir.

ANGSTROM BİRİMİ: Spektrum çizgilerinin dalga uzunluklarında kullanılan ve birimi 10^-10 metre olan ünitedir.

ANTİMADDE: Aynı kütle ve spinli fakat maddenin tersi yükte olan parçacıklardan yapılmış maddedir.

ARECIBO RADYO TELESKOP: Porto Riko’ da kurulu, 305 m çapında Dünya’nın en büyük çanak teleskopudur.

ARKAALAN RADYASYONU: Evren 2,7 Kelvin’in hemen üzerindeki sıcaklıktaki radyasyonla dolu olup, mikrodalga radyo frekanslarında, Dünya’dan alınabilir. Bunlar Big Bang’in en önemli delilidir ve arkalan mikrodalga radyasyonunun keşfi kozmolojideki, evrenin genişlemesinin keşfi ile birlikte, en önemli buluş olmuştur.Big Bang’den çıkan bu radyasyon zamanla zayıflamış, sogumus ve su anda kızıla kaymış halde radyo dalgaları şeklinde bulunaktadır. Evrenin genişlemesiyle zayıflayan ve yogunlugu azalan radyasyon, evrenin dışında bir yer olmadıgından, onun içini üniform şekilde doldurmuştur.

ASİT YAĞMURU: Atmosferde sülfür dioksit ve nitrojen oksit ile meydana gelen yagmur.

ASİMETRİK ZAMAN: Sebebin sonuçtan önce geldiği zamandır.

ASTRONOMİK ÜNİTE: Güneş ile Dünya merkezleri arasındaki ortalama uzaklık olup, 149,598,023 km’dir.

ATALET: Bir cismin yaptıgı harekette durumunu degistirmekteki isteksizlik ölçüsüdür. Duran bir cisim üzerine bir kuvvet gelinceye kadar durmaya devam eder. Hareket eden bir cisim onun hareketine sebep olan kuvvet değişmedikçe aynı hızda ve aynı yönde harekete devam eder.

ATMOSFER: Yeryüzünü saran gazların karışımından oluşan hava tabakası olup, sıcaklık esasına göre dört tabakadan meydana gelir. Dünya yüzeyinden itibaren 10 km kalınlıgındaki troposfer, 50 km kalınlıgındaki stratosfer, 80 km kalınlıgındaki mezosfer ve 110 km kalınlıgındaki termosferdir. Ozon tabakası stratosferde yer almaktadır.

ATMOSFERİK BASINÇ: Birim alana deniz seviyesinde gelen havanın basıncı olup, 101,32 Pascal’a (N/m²) eşittir veya 760mm cıva basıncıdır.

ATOM: Maddeyi meydana getiren temen birimler olup, proton ve nötrondan oluşan bir çekirdek ve onun etrafında dönen elektronlardan ibarettir. Evrendeki her şey sayıları 100’den fazla olan atomların birleşmesinden meydana gelmiştir.

ATOM ALTI PARÇACIKLAR: Bir atomun içinde bulunan ve onu oluşturan daha küçük parçacıklardır. 400’den fazlası tanımlanmıstır.

ATOM ÇEKİRDEĞİ: Bir atomun merkezinde tüm kütlesinin toplandıgı, pozitif yüklü, proton ve nötronların birleşmesi ile oluşan parçacıktır.

ATOM BOMBASI: Uranyum-235 veya plütonyum-239 çekirdeginin zincirleme fisyon reaksiyonu sonucu çıkardıgı enerji ile patlayan bombadır.

ATOMİK KÜTLE: Bir nötr atomun, kütle birimi olan 1,66x(10^-24) grama göre hesaplanan kütlesidir.

ATOMİK SAYI: Atom çekirdeğindeki protonların sayısıdır.

AXİON: GUT için öngörülen hipotetik temel parçacıktır. Kütlesi 1 de birinden küçük olup Big Bang’den çıkıp evrende bol miktarda bulunduguna inanılmaktadır.

BARYONLAR: Proton, nötron ve kararsız hadronları (hiperon) kapsayan, güçlü nükleer kuvvetin etkileşimi altında olan parçacıklardır. Bir baryon üç kuarktan oluşur. Dışlama ilkesine uyarlar.

BETA BOZUNUMU: Bir nötronun bir elektron ile bir antinötrino çıkarması ve bir protona dönüşmesidir. Bu olunca çekirdeğin yükü bir ünite artar ve o farklı bir elementin çekirdeği haline gelir.

BETA PARÇACIĞI: Beta bozunumu sırasında atom çekirdeğinden fırlayan yüksek hızlı elektrondur.

BETATRON: Bir parçacık akseleratörü olup, yüksek hızlı elektronlar elde edilir.

BEYAZ CÜCE: İçindeki helyumu da tüketerek dış tabakalarını fırlatıp atmış, yoğunluğu daha da artmış , hacmi küçülmüş, beyazımsı renk almış yıldızlardır.

BİRİNCİL IŞINIM: Yeryüzünün dış atmosfer tabakalarına çarpan çok hızlı kozmik ışınlarıdır.

BİT: Rakamların toplanması ile oluşan bilgi birikim ölçeği olup, bir kilo bit 1024 bit, bir mega bit 1,048,576 bit’tir.

BİYONİK: Beynin fonksiyonları ile elektronik arasındaki ilişkilerin incelenmesidir.

BİYOSFER: Dünya üzerinde canlıların yaşadığı tabakadır.

BOLTZMANN SABİTİ: Boltzmann istatistik mekanik denklemindeki sabit değer olup, k=1,38x(10^-23)J/K’dir.

BOSONLAR: Spinleri tam sayılarla tanımlanan, foton, gluon gibi parçacıklar olup, kuvvetleri taşırlar.

BOZUNUM: Bir atom çekirdeğinin bir veya birden fazla parçacık veya foton çıkararak parçalanmasıdır.

BUHAR ODASI: Parçacıkların geçerken iz bıraktıkları, içinde nitrojen ve oksijen bulunan odadır.

BUZ DEVRİ: güneş’ten gelen radyasyonlardaki değişikliklerin sebep oldugu soguk iklim sartlarıdır. Son 600 milyon yıl içinde 17 adet buz devri yaşanmış, kutuplardan gelen büyük buz tabakaları yeryüzünün 1/3’ünü kaplamıştır. Son buz devri bundan 400,000 yıl önce yaşanmış ve 10,000 yıl öncesine kadar sürmüştür. Daha önce oluşan 3 buz devrirleri ise 100,000 yıl kadar devam etmiştir.

BÜYÜK ÇÖKME: Big Bang’ın karşıtı olup, eğer evrende yeterli kütle mevcut ise onun uzay-zamanı kapatacagını ve evrenin içine çökerek, bir gün, tekrar tekilliğine döneceğini belirtir.

BÜYÜK YAPI: 100 megaparsek uzaklığın ilerisindeki gök cisimleridir. Bu ölçülerde evren köpüklü görülür. Görünen madde ince köpükler üzerinde dağılmıştır. Cisimlerin en büyüğü 100 mpc mesafedeki Great Wall olup, süper kümelerden yapılmıştır. Uzunluğu 225 mpc, genişliği 80 mpc, kalınlığı 10 mpc’dir.
CEPHEID DEĞİŞKEN YILDIZLARI: Çok büyük boyutlarda olan, renkli ve periyodik değişikliklerde görülen yıldızlardır.

CHON: Canlı yaşam için en önemli elementler olan, karbon, hidrojen, oksijen ve azotun baş harfleridir. Her insanın %65’i sudur. Geri kalan kısmı hidrojen, karbon ve azottan oluşur. Vücudun %96’sı CHON’dur. Hidrojen Big Bang’den çıkmıştır. Diğerleri ise yıldızların içindeki reaksiyonlardan oluşmuştur.

COBE: 1989’da fırlatılan, arkaalan mikrodalga ışımasındaki dalgalanmaları ve Big Bang modelinin hassasiyetini keşfeden NASA uydusudur.

ÇARPIŞTIRICI: Bir parçacık hızlandırıcısının icinde bulunan elektronların çarpıştıkları kısımdır.

CORIOLIS KUVVETİ: Haberlere daha yeni eklediniz zaten.

SİKLOTRON: İçinde parçacıkların elektro-mıknatıslarla hızlandırıldıgı ve yüksek enerji seviyelerine ulaştıgı spiral bir makinedir.

CYGNUS X-1: İçinde bir karadeliği ihtiva eden ve güçlü x-ışınları çıkaran Cygnus yıldızlar grubundaki bir kaynaktır.
ÇEKİM KUVVETİ: Kütlesi olan her cismin etkilendiği bir kuvvet olup, gravitasyon kuvveti olarak adlandırılır.

DALGA: Bir alan içindeki titreşimler olup, uzay-zaman arasında ilerler.

DALGA BOYU: Bir dalganın ardışık iki tepe veya dip noktası arasındaki mesafedir. Dalga boyu frekansla ilgilidir.

DEJENERE MADDE: Yıldızların içlerinde, aşırı sıcak ve basınc altında elektronların yerlerinden ayrılarak atomu terk etmeleridir. Elektronların çıplak çekirdekler arasında dolaşmalarından oluşan bu tür maddeye plazma denir.

DELTA IŞINLARI: Alpha ışınlarına maruz kalmış bir cisimden çıkan düşük hızlı elektronların oluşturdugu ışınlarıdr.

DETERMİNİZM: Her olayın daha önceki olayların tam olarak gözlenebilir etkileri oldugunu belirten doktrindir.

DÖTERYUM: Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunan hidrojen atomu olup, ağır hidrojen olarak ta bilinir.

DİFERANSİYEL EŞİTLİK: X ve Y değişkenlerinden bir Y miktarının başka bir X miktarına göre çözümünü belirten, nümerik metotlarla çözümlenen denklemlerdir. Bir çok diferansiyel eşitlik mevcut olup her biri kendi usulune göre çözümlenir. Analitik metotlarla çözümlenemezler. Belirli kurallar içinde bir fonksiyondan üretilen diğer fonksiyonlardır.
DURAGAN KÜTLE: Bir cismin yerinde sabit durdugu durumdaki kütlesidir. Onu ölçen kişi veya cihazın da aynı durumda olması şartı ile. Cismin kütlesi yüksek hızlarda artar. Fakat bu artış cisimle birlikte yol alan kimse tarafından fark edilmez. Sadece duran veya hareketli cismi uzaktan gözleyenler tarafından fark edilebilir. Işık hızında kütle sonsuz olur. Fotonların duragan kütleleri sıfır olup ışık hızında gidebilirler. Fakat bir fotonun duragan sıfır kütlesi anlamsızdır. Çünkü bir foton asla duragan olmayıp, ışık hızında daima hareketlidir. Bu yüzden fotonlar ışık hızında da sıfır kütlelidir.

DURGUN ENERJİ: Duragan bir parcacıgın enerjisi olup E=mc² ile ifade edilir.

DÜŞME HIZI: Yeryüzüne düşen cisimlerine hızı olup, serbest düşme hızı 1g=9,8m/s’dir.

EKLİPS: Bir gökcisminin önünün başka bir cisim tarafından geçici olarak kapatılmasıdır. Ay, Dünya ile Güneşin arasına girince Güneş tutulması olur. Böylece Ay’ın geolgesi dunyaya düşer. Ay’ın yorunge düzlemi 5 derecelik bir açı yaptıgından güneş tutulması sadece yeniay zamanlarında gerçekleşir. Güneş’in Ay’dan 400 defa büyük olmasına karşılık Güneş 400 defa daha uzaktadır. Böylece iki cisimde Dünya’dan aynı genişlikte görünür. Ay tutulması ise Ay’ın Güneş’in tersi yönde Dünya’nın tam arkasına gelmesi esnasında olur. Bu zamanda dolunay vardır.

EKOSFER: Güneş’in çevresinde, içinde Dünya’nın döndüğü 10 milyon kilometre kalınlıgındaki bölgedir.

EKSANTRİKLİK: Eliptik bir yörüngenin bir daire ile olan farkının bir ölçüsüdür. Bir eksantrikliğin en büyük değeri daima 1’den küçük olup, bir dairenin eksantrikliği ise sıfırdır.

EKZOBİYOLOJİ: Evrenin başka yerlerinde de canlıların bulundugunu belirten teorik çalışmadır.

EKZOTERMİK REAKSİYON: Isı şeklinde enerji çıkaran bir kimyasal reaksiyondur.

ELEMENT: Aynı sayıda proton ve elektronların oluşturdugu atomların meydana getirdiği bileşimdir. Bazı atomlarda nötron sayıları farklı olabilir. Bu durumlarda aynı elementin farklı izotopları şekillenir. 92 tane doğal element mevcuttur.

EMBRYO: Canlıların gelişimlerinin en erken aşamadaki durumudur.

ENERJİ: Bir sistemin enerjisi sistemin iş yapma kapasitesini ölçer. Ne yok edilebilir ne de yaratılabilir. Sadece şekil değiştirir. Dünya’daki her şey enerjisini Güneş’ten alır. Bir petrolün içindeki enerji onu oluşturan bitkilere fotosentez yolu ile depolanöıştır. Enerji kuanta adı verilen belli küçük birimlerden meydana gelmiştir.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ: Enerjinin bir durumdan başka bir duruma dönüşümü olup, potansiyel, kinetik, elektriksel, manyetik, ısı, ışık, kimyasal, nükleer şekillerde olabilir.

ELEKTRON: Atom çekirdeği etrafından belli yörüngelerde dönen, en hafif olan, negatif yüklü kararlı parçacıklardır.

ELEKTRON BULUTU: Çekirdek etrafında dönen elektronların oluşturdugu bulutumsu görüntü.

ELEKTRON MİKROSKOBU: Çok küçük cisimleri elektron ışınları ile büyülten cihazdir. Işığın dalga boyundan daha küçük ölçüdeki cisimler görünen ışıkla çalışan optik mikroskoplarla görülemezler. Elektron mikroskoplarında milimetrenin bir milyon da biri kadar küçük nesneler görülebilmektedir.

ELEKTRON VOLT: Enerji birimdir. Bir elektronun 1 voltluk bir potansiyel farkında hızlandıgında kazandıgı enerji miktarına eşdeğerdir. 1eV = 1,60 x (10^-19) Joule’dür. Parçacık fiziğinde temel parçacıkların kütleleri, E=mc²’den dolayı, eV olarak gösterilir. 1MeV = milyon elektron volt, 1 GeV= 10^9 eV’dur. Bu durumda protonun kütlesi 1 GeV e yakındır.

ELEKTRO MANYETİK KUVVET: Elektronları atom çekirdeği etrafında tutan, hem çeken hem iten kuvvettir.

ELEKTRO MANYETİK RADYASYON: titreşen elektrik ve manyetik alanlar tarafından taşınan enerjiye ait radyasyon şeklidir. Işık hızında yol alırlar ve bir elektrik yükünün hızlandırılması ile üretilirler. Elektrik ve manyetik alanlar uzayda birbirine göre sağ açılarda titreşirler.

ELEKTRO ZAYIF KUVVET: Elektromanyetik ve zayıf nükleer kuvvetlerin birer uzantıları olan 100 GeV’luk ana kuvvettir.

ENDOTERMİK REAKSİYON: Enerji soguran bir kimyasal reaksiyondur.

ENTROPİ: Isısal enerjinin mekanik işe çevrilme derecesinin ölçüsüdür. Termodinamiğin ikinci yasası kapsamına girer.

EON: 1 milyar yıldır.

EPICYCLE: Bir gezegenin küçük bir daire etrafında yaptıgı harekettir. Epicycle merkezi de gezegenle birlikte hareket eder.

ERG: Santimetre, gram ve saniye ( CGS ) sistemlerinde bir enerji birimidir. Saniyede 1 cm hızla yol alan 1 gramlık bir kütlenin kinetik enerjisi yarım Erg’dir.

EKİNOKS: Dünya üzerindeki her yerde gündüz ve gecenin eşit uzunlukta oldugu an veya Dünya’nın yörüngesi üzerinde Güneş’in tam Dünya Ekvatoru hizasına geldiği andır. İlkbahar ekinoksu 21 Mart, sonbahar ekinoksu 23 Eylül’de gerçekleşir.

ETER: Işık ve diğer elektromanyetik radyasyonun içinde yol alması gerektiğine inanılan hipotetik bir ortamdır. Özel rölativite teorisinden sonra gereksizliği anlaşılmıştır.

EVREN: Ölçülebilen bütün uzay-zamandır. Işığın ulaştıgı bölge gözlenebilen evrendir. Gözlenemeyen evren bölgesine ışık henüz ulaşmamıştır. Evren, gözleyebildiğimiz bizim genişleyen uzay-zaman köpüğüne verilen isimdir. Kozmos, ilişki kuramadığımız diğer genişleyen uzay-zaman köpüklerini de içine alan (diğer evrenleri) son derece büyük bir uzay-zaman için kullanılabilir.

EVRİM: Canlıların ilkel durumlardan gelişerek bugünkü şekillere gelmesi için geçen prosestir.

FAHRENHEIT OLCEGI: Suyun donma noktasını 32 derece, kaynama noktasını 212 derece olarak belirleyen sıcaklık ölçegidir.

FARADAY SABİTİ: Bir mollük tek yüklü iyonu açığa çıkaran elektrik miktarı olup 9,64x(10^4) c/moldür.

FERMİYONLAR: Temel parçacıklar olup, Fermi-Dirac istatistiklerine göre davranırlar. Fermiyonlar asla yok edilemez ve yaratılamazlar. Evrendeki toplam fermiyon sayısı daima aynıdır. Bir fermiyonun temel özelliği spinidir. Fermiyonların spinleri -1/2, 3/2, 5/2 gibi, yarı kesirli sayılardır.

FONKSİYON: Bir grup içindeki değişimin diğer bir grup içinde meydana getirdiği değişimle olan ilişkisidir.

FOTON: Işığın parçacığı ve elektromanyetik radyasyonun kuantum birimidir. Elektrik yükü ve duragan kütlesi yoktur ve boşlukta ışık hızı ile yol alır. Bir boson olup, yüklü veya manyetik cisimler arasındaki elektromanyetik kuvveti taşır.

FREKANS: Dalgaların tepe noktalarının belli bir noktadan, bir saniye içindeki, geçme sayısıdır. Frekans, dalga hızının dalga boyuna bölümüne eşit olup, birimi Hertz’dir.

G: Dünya çekim kuvvetinin cisimlere uyguladıgı ivme olup, 1G’lik ivme ile her saniye bir öncekine göre 0,0098 km daha hızlı yol alınır.

GAMMA IŞINLARI: 10,000 ile 10 milyon eV (foton başına) gücünde, X-ışınları gibi, fakat daha yüksek enerjilerdeki radyasyondur.

GAMMA IŞINLARI ASTRONOMİSİ: Evreni en güçlü enerjili elektromanyetik radyasyonla incelemektir. Atmosfer dışındaki uydulardan inceler, Süpernova, puslar, karadelik gibi kaynaklardan çıkan gamma ışınları galaksimizden çıktığı gibi evrenin derinliklerinden de gelebilir.

GALAKSİLER: Evrende, gravitasyon etkisi ile çok sayıda yıldızın bir araya gelmesiyle oluşan adalardır. En büyükleri yüzlerce bin ışık yılı genişliğinde olup trilyonlarca yıldız barındırır. En küçükleri bile milyonlarca yıldız ihtiva eder. 50 milyar galaksi modern teleskoplarla gözlenmektedir.

GALAKSİLER ARASI MADDE: Galaksilerin arasında bulunan maddedir. Bu bölgelerde toz yerine gazlar vardır. Çok miktarda karanlık maddenin bulundugu sanılmaktadır.

GALAKSİLER KÜMESİ: Galaksilerin bir grup halinde bir arada bulunmasıdır. Birkaç bin tane galaksiye kadar olabilir. Bizimki, yerli grup adında 40 üyeyi kapsayan küçük bir gruptur. Gruptaki galaksiler çekim gücü ile bir arada tutulurlar. En yakınızdaki galaksiler kümesi 2500 galaksiyi barındıran Virgo’dur. Genişliği 3 mega parsek, bizden uzaklığı 15 mega parsektir.

GEL-GİT ETKİSİ: Gökcisimlerinin gravitasyon kuvvetlerinin etkisi ile birbirlerinin yüzeylerini kabartmasıdır.

GEOSANTRİK SİSTEM: Ptolemaios tarafından öne sürülen, 1400 yıl kadar kullanılan Dünya merkezli evren modeli olup, Dünya’nın evrenin merkezi oldugunu ve bütün gök cisimlerinin onun etrafında döndüğünü öngörür.

GERÇEK SAYI: Kendisi ile çarpılınca pozitif sayı veren sayıdır.

GEZEGENLER ARASI TOZ: Güneş’in etrafında bulunan ve kuyrukluyıldızlarca bırakılmış olan büyük miktarda tozlardır. Güneş’ten 600 milyon kilometre uzaklığa uzanır.

GİRİŞİM: Üst üste gelen iki dalganın toplam dalga yüksekliğinin, her iki dalga yüksekliğinin toplamına eşit oldugu durumdur.

GLUON: Güçlü nükleer kuvveti taşıyan bir temel parçacıktır. Kuarkları bir arada tutar. Boson ailesinin bir üyesidir.

GRAVİTASYON KUVVETİ: Evrendeki bütün cisimler arasındaki çekim kuvvetidir. Bütün cisimler birbirini kütlelerinin çarpımı ile dogru, aralarındaki uzaklıgın karesi ile ters orantılı olarak çekerler.

GRAVİTON PARÇACIGI: Kütlesi bulunan iki cismin araındaki gravitasyon kuvvetini tasıyan hipotetik parçacıktır. Bir bosondur.

GRAVİTASYON SABİTİ: Gravitasyon kuvvetinin güç ölçüsüdür. Evren genişledikçe bu sabitin değiştiği iddia edilmektedir.

GRAVİTASYONEL ALAN: Herhangi bir noktadaki herhangi bir cismin gravitasyonel etkisi, o noktadaki gravitasyon gücü ile belirlidir. Cismin gravitasyonel alanı bütün evreni doldurur.

GRAVİTASYONEL IŞIMA: Kütlesi bulunan cisimlerin belli yönlerde yol alırken uzay-zaman yapısında oluşturdugu dalgalanmalardır. Genel rölativitede öngörülen bu radyasyon ışık hızında gider. Ancak güçlü gravitasyonel alanlarda belirgindir. Henüz tespit edilememiştir. Zira bunlar elektromanyetik radyasyondan 10^-38 defa daha zayıftır. Bu dalgalar ancak süpernova patlamasından, karadelik ve nötron yıldızı gibi güçlü alanlardan elde edilebilir.

GÖLGE EVREN: Bütün evrenin gölge maddeden yapıldıgını ve evrenimizle aynı uzay-zamanda yer aldıgını belirtir. Sadece bir iddiadır.

GÖLGE MADDE: Evrenin ilk anlarından gravitasyonun TOE’den ayrıldıgı zaman şekillenmiş olan hipotetik madde seklidir. Süpersimetri teorisine göre bu olay olunca evrendeki enerjinin bir kısmı şu anda bilinen parçacıklar halinde, geri kalan enerji ise tamamen farklı parçacıklar halinde sonuçlandı. Bu ikinci tür parçacıklar bizimkilere hiç benzememekte fakat gravitasyonu hissetmektedir. Bir gölge insanın içinde yürüyebilirsiniz ve ne siz ne o bunun farkına varamazsınız. Bazı modeller karanlık maddenin gölge maddeden oluştugunu ileri sürer. Ayrıca gölge elektron, gölge atom, gölge yıldız, vs.’nin varlıgını belirtir.

GÖRÜNEN KADİR: Bir yıldızın parlaklıgı olup, Dünya’dan ölçülen miktarla tarif edilir.

GÜÇ: Birim zamanda yapılan iştir.

GÜÇLÜ NÜKLEER KUVVET: Atom çekirdeği içindeki parçacıkları bir arada tutan, evrenin en güçlü ve en kısa menzilli kuvvetidir.

GÜNEŞ AYDINLIGI: Güneş’in parlaklığı olup 3,82x(10^26) Joule/sn’dir. Parlaklık birimi olarak kullanılır.

GÜNEŞ LEKELERİ: Güneş’in yüzeyindeki karanlık lekelerdir. 1000-40,000 km arası genişliklerdedir. Güneş’İn yüzey sıcaklığından 1500 K daha soguk oldugundan karanlık görünürler. Bunlara Güneş’in içindeki güçlü manyetik alanlar sebep olur.

GÜNEŞ KÜTLESİ: Güneş’in kütlesi olup 1,981x(10^30) kg’dır. Astronomide kütle birimi olarak kullanılır.

GÜNEŞ RÜZGARLARI: Genellikle elektron ve proton gibi yüklü parçacıkların Güneş’ten çıkıp uzaya yayılmasıdır. Saniyede yüzlerce kilometre hızla yol alırlar. Dünya mesafesinde her cm³’te yaklaşık sekiz parçacık bulunur.

GÜNEŞ SABİTİ: Güneş’ten çıkan ve 1AÜ’lük mesafenin bir yüzeyinden geçen enerji miktarıdır. Kabul edilmiş değeri 1,36 kilowatttır. Bu enerji 1 AÜ uzaklıktaki 2,5 cm kalınlığındaki bir buz tabakasını 2 saat 12 dk da eritir. Güneş sabiti zaman içinde çok hafif artmaktadır. + milyar yılda %25 civarında artmıştır. %1 lik bir artış Dünya’da 1-2 derecelik değişmeye neden olacaktır. Her yüz yılda %0,01 kadar artış olmakta ve Dünya’da şiddetli iklim değişikliklerine yol açmaktadır.

GÜNERİ: Gezegenin yörüngesi üzerindeki hareketinde Güneş’e en yakın oldugu noktadır. Dünya bu noktaya 3 Ocak günü ulaşır.

GÜNÖTE: Bir gezegenin Güneş etrafındaki yörüngesindeki en uzak noktadır. Bünya bu uzaklığa 3 Temmuz’da ulaşır.HADRONLAR: Güçlü nükleer kuvvetin etkisi altındaki temel parçacıklardır. Kuarklar, prton ve nötronlar birer hadrondur. Hadronlar, Büyük Patlama’nın 10^-35 ile 10^-6’ncı saniyeleri arasında güçlü nükleer kevvet kuark ve gluonlardan oluşmuş bir karışık çorbada etkiliydi.

HALO: Disk galaksileri çevreleyen küresel ve karanlık maddenin yer aldıgı bölgedir. İçlerinde sıcak gazlar ve yaşlı yıldızları barındırır.

HELİOSANTRİK SİSTEM: Kopernikus tarafından ileri sürüle Güneş Merkezli ,Dünya ve gezegenlerin Güneş etrafında döndüklerini belirten evren modelidir.

HELYUM: Evrendeki, ikinci en bol bulunan, ikinci en hafif olan elementtir. İki izotopu bulunur. Her birinin çekirdeğinde 2’şer proton vardır. Ayrıca helyum-3 bir nötrona, helyum-4 (alfa parcacıgı) iki nötrona sahiptir. Helyum atomları iki elektrona sahiptir.

HER ŞEYİN TEORİSİ: Büyük Bileşik Kuvvetin gravitasyon kuvveti ile birleşmesiyle meydana gelecek en güçlü kuvvete ait teoridir.

HIZ(Speed): Bir cismin birim zaman içinde aldıgı yoldur.

HIZ(Velocity): Bir cismin hızı ve hareket yönünün birlikte tanımıdır. Tanımlamak için cismin hızının ve hangi yönde hareket ettiğinin birlikte söylenmesi gerekir. Işık için kullanılmaz, çünkü ışık her yönde aynı hızda yol alır.

HIZ KESME PARAMETRESİ: Evrenin genişlemesinin yavaşlama oranıdır. Yavaşlama oranı eğer 0,5’ten az ise evren sonsuza kadar genişleyecek, 0,5’ten fazla ise bir gün duracak ve içe çökme başlayacaktır.Gerçek değer 0,5’e çok yakın olup, tam değerin hesaplanması oldukça zordur. Tam değer henüz bilinmektedir.

HİDROJEN: En basit element olup, bir proton ve bir elektrondan oluşur. Az bulunan izotopu deteryum (döteryum –ağır hidrojen), bir proton bir nötron ve bir elektron içerir, dayanıksız izotopu trityum (çekirdeğinde ilave bir nötron daha bulunur ve beta bozunmasına uğrar.)dur. Evrenin %75’ini oluşturur. Helyum gibi Big Bang’de yaratılmıştır.

HİDROSFER: Yeryüzünün su tabakasıdır.

HİDROKARBON: Hidrojen ve karbon elementlerinin bileşimidir. Bu iki elementten binlerce çeşitlilikte karışım yapılabilir. Metan, asetilen yıldızlar arası bulutlarda bulunmuştur.

HİPOTEZ: İspatı olmayan açıklamadır.

HOLOGRAM: Üç boyutlu bir görüntü olup, laser ışınları tarafından üretilir.

HORİZON UZAKLIĞI: Evrenin başladığı an olan Büyük Patlama’dan itibaren ışığın ulaşabildiği en uzak mesafedir.

ISI: Bir maddenin atom ve moleküllerinin karışık hareketlerinden oluşan toplam enerjidir.

IŞIK: İnsan gözünün hassas oldugu elektromanyetik radyasyondur. Güneş’ten geldiği için insan gözü ona göre gelişmiştir. Foton denilen enerji taşıyan parçacıkların akışı ile ortaya çıkar.

IŞIK HIZI: 299,792,458 kilometre/saniyedir. Kütlesi bulunmayan foton, graviton, nötrino gibi parçacıklar ışık hızı ile yol alırlar.

IŞIK SANİYESİ: Işığın bir saniyede mesafedir. 299.792.458 km’dir.

IŞIK YILI: Işığın bir yıl boyunca aldıgı yol olup, 9,46 x (10^12) kilometredir veya 0,3066 parsektir.

IŞIK ZAMANI: İki nokta arasında ışığın yol alma zamanıdır. Güneş ile Dünya arasını 499 saniyede kat eder.

IŞIN: Isı ve ışık enerjisinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgidir.

IŞINIM: Bir kaynaktan dalga ve parçacık halinde yayılan enerjidir.

İKİNCİL IŞINIM: Atmosferdeki hava molekülleri ile çarpışıp onları parçaladıktan sonra ortaya çıkan daha az enerjili parçacıklardır.

İKİZ PULSAR: Biri bir puslar olan iki nötron yıldızının birbiri etrafında dönerek bir çift sistemi oluşturmasıdır. 20’den fazla böyle sistem keşfedilmiştir. İlki 1974’te tespit edilmiştir.

İKİZ YILDIZ: Birbirleri etrafında gravitasyonun etkisi ile dönen iki yıldızın oluşturdugu sistemdir. İlki 1950’de tanımlandı.

İLETKEN: Isı veya elektrik enerjinsin içinden akabileceği bir malzemedir.

İNDETERMİNİZM: Bir sebebin hakikatte hiçbir sonucunun olmaması inancıdır.

İVME: Hızın belli bir zaman içindeki değişim miktardır.

İYON: Bir veya birkaç elektronunu kaybetmiş, artık nötr olmayan ve aşırı elektrik yükü tasıyan bir atomdur. Böyle bir atomdaki pozitif yük fazlalığı kaybettiği elektronların sayısına eşittir. Haddinden fazla elektron kazanmış atom ise negatif iyon olur. Elektron kaybetmişse pozitif yüklü olur.

İYONLAŞMA: Atomlara elektron ilave gelmesi veya onda elektron koparılması ile gerçekleşen ve atomları birer iyon yapan prosestir.

İZOTOP: Çekirdeğinde aynı sayıda proton fakat farklı sayıda nötron bulunan atomlardır. Elektronlar ise protonlarla aynı sayıdadır. İzotoplar farklı kütlelere sahiptir.

İZOTROP: Bütün yönlerde aynı olma özelliğidir. Evren izotropik olup, nereden bakılırsa bakılsın aynı görülür. Arkaalan radyasyonu ise son derece izotropiktir.

JEODEZİK: Düz bir yüzey üzerindeki doğru bir çizginin eğrilmiş uzaydaki eşitidir. Yani iki nokta arasındaki en kısa mesafedir. Fotonlar daima jeodezik yoldan giderler.

KAÇIŞ HIZI: Bir cismin bir gezegen veya yıldızdan uzaklara kaçabilmesi için gereken minimum hızdır. Kaçış hızı gezegenin kütle ve ölçüsüne bağlıdır. Dünya’dan kaçış hızı 11,2 km/sn’dir. Ay’dan kaçış hızı 2,4 km/sn, Jüpiter’den 61,1 km/sn, Güneş’ten ise 624 km/sn’dir. Büyük bir cisim sıkıştırılarak küçültülünce o cismin yüzeyi merkezine yaklaşır ve kütlesinin aynı olmasına rağmen o cisimden kaçış hızı artar. Bu yoldan, kaçış hızı ışık hızının üzerine çıkabilir.

KADİR: Parlaklığın ölçüsü olup, Güneş’in parlaklığı 4,69 kadirdir.

KAHVERENGİ CÜCE: Kütlesinin yetersizliği nedeniyle gravitasyon kuvvetinin onu yeteri kadar ısıtamadıgı ve içinde nükleer füzyon reaksiyonunun bulunmadıgı gök cismidir.

KANİBALİZM: Bir galaksinin baksa bir galaksiyi yutmasıdır. Bu proses Samanyolu gibi bazı yeni galaksilerin şekillenmesi ve evrim için gereklidir.

KAOS: Basit ve tam yasalarca idare edilen bir sistemdeki tayin edilemeyen karmaşık davranışların izleridir. Son derece hassas şartların başlangıcı ile başlar. Şartlardaki çok küçük değişiklikler çok farklı sonuçlara sebep olur. Bir kalem, ucu üzerinde dik durumdan bırakılınca kalemin ne tarafa düşeceği bilinemez. Kelebek etkisi kaosa bir örnektir.

KAPALI EVREN: Genişlemesinin sonunda kendi içine çökecek olan, uzay-zaman denklemlerinin öngördüğü küresel şekilli evren modelidir.

KARANLIK MADDE: Dalga boyu ve kendisi gözlenemeyen fakat mevcudiyeti bilinen maddedir. Evrenin bilinen kütlesine ilave edildiğinde evrenin genişlemesini durdurabilecektir.

KARASAL GEZEGENLER: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars gezegenleri olup, kayalardan yapılmıştır.

KARBON: Evrende en bol bulunan elemntlerden olup, hidrojen, helyum ve oksijenden sonra dördüncü en fazla olanıdır. Yıldızların içlerinden enerji kaynagı olarak, karbon devrini saglar. Yaşamın temel elementidir.

KARBONHİDRATLAR: Karbon, hidrojen ve oksijen içeren bileşimlerdir. Yaşam için çok önemli olup nişasta, şeker ve selüloz içerirler. Yıldızlar arası bulutlarda bulundugu belirlenmiştir.

KARBON YILDIZI: Dış katmanlarında oksijenden fazla karbon bulunan soguk kızıl dev yıldızıdır.

KATALİST: Dışarıdan bir etki almadan, kendisini azaltmadan bir kimyasal reaksiyıonun hızını değiştiren bir maddedir. Enzim bir organik katalisttir.

KAYIP MADDE: Bknz. Karanlık Madde

KELVIN: Astronomide kullanılan sıcaklık ölçüsü olup, sıfır Kelvin sıcaklığı mutlak sıfıra eşittir. Bu sıcaklıkta atomların içindeki hareketle, etkileşimler durur.

KIRMIZI DEV: Hidrojenini yakarak tüketmiş, helyumu fazlalaşmış, dış tabakaları genişleyerek kırmızı renk almış yıldızlardır.

KİNETİK ENERJİ: Bir cismin hareketinden çıkan enerjidir. Bir cisme hareket vermek için ona enerji tatbik edilir. Cisim durunca enerjisi ısıya dönüşür.

KLASİK FİZİK: 1900’de kuantum teorisinin ve 1905’te rölativitenin bulunmasından önce kullanılan, Newton’un teorileri ve Maxwell’in elektromanyetizma denklemlerine dayanan, gözlemlenebilir olayları ve ışık hızından küçük hızları içine alan fiziktir.

KONVEKSİYON: Bir sıvı veya gaz ortamda ısının yukarı dogru yol almasına sebep olan sıcak hava kabarcıklarıdır. Etrafındaki ortamdan daha sıcak olan gaz kabarcıkları yukarı cıkar ve ısının yukarıdaki soguk bölgelere iletir ve sonra gravitasyon kuvveti ile aşağı iner. Yıldızların bazı tabakalarında da görünür.

KORONA: Bir yıldızın atmosferinin dış tabakasıdır. Bu tabaka güneş tutulmasında çok belirgindir.

KOZMOS: Evren demektir. Ayrıca evrenimizin birçoğu arasında sadece biri olan süper-evren içinde kullanılır.

KOZMOLOJİ: Evreni, en geniş anlamda , onun başlangıcını ve evrimini inceleyen bilimdir. Genel rölativitenin denklemlerini kullanarak uzay-zamanın davranısın matematiksel olarak izah eder. Modern Kozmoloji 1917’de Einstein’ın Genel Rölativite Teorisi ile başladı.

KOZMOGONİ: Evrenin içindekilerin (evrenin kendisinin değil.) kökenini ve evrimini inceler. Galaksiler, yıldızlar, güneş sistemi gibi evren cisimlerini inceler.

KOZMOLOJİK MADDELER: Modellerden üçü Einstein’ın denklemleri üzerine kurulmuştur. Açık evren modeli Big Bang ile başlar ve sonsuza kadar genişler. Kapalı evren modeli yine Big Bang ile baslar ve belli bir yere kadar genişledikten sonra yine bir tekilliğe çöker. Düz evren modeli, her ikisi arasındaki bir çizgiye oturur, sonsuza kadar gittikçe azalan hızlarda genişler ve asla içine çökmez. Bizim evrenimiz ya açık veya kapalı evrendir, düz evren değildir.

KOZMOLOJİK SABİT: Evreni statik gösterebilmek için Rölativite Teorisine Einstein tarafından yanlışlıkla dahil edilen bir parametredir.

KOZMİK IŞINLAR: Uzaydan gelip atmosfere çarpan elektrik yüklü parçacıklardır. Her biri 10^20 eV’luk enerjiye sahip olup bu, parçacık çarpıştırıcılarında elde edilen enerjilerin çok üstündedir. Güneş’ten çıkanlar ise düşük enerjilerdedir. Galaksimizin dışından, süpernova patlamalarından gelenler ise en yüksek enerjilere sahiptir.

KOZMİK MİKRODALGA ARKAALAN IŞIMASI: büyük Patlama’nın zamanımıza kadar gelmiş enerji kırıntısı olup, 2,74 K sıcaklıgında ve 7,35 cm dalga boyundadır. Uzayın her yönünden aynı yogunluk ve sıcaklıkta alınmaktadır.

KOZMİK SANSÜRLÜK: Her tekilliğin bir olay ufkunun arkasına gizlendiği ve oralarda zamanda yolculukların imkansız oldugunu öngören ve henüz keşfedilmemiş fizik yasalarının bulundugunu belirten hipotezidir. Bir karadeliğin olay ufkunun gerisindeki ve tekillik noktasındaki olayların bilinememesi gibi. Eğer çıplak ve açık bir tekillik bulunsaydı o bir akdelik gibi davranırdı ve malzemeyi evrenimize püskürtürdü.

KOZMİK TOZ: Yıldızlar arasında bulunan küçük madde parçacıklarıdır. Toz parçaları 0,01 mikrometreyle 10 mikrometre arasında değişir. Görünen ışığın mavi kısmını soğurup yansıtmaları ile varlıkları anlaşılabilir. Bu tozlar yüzünden ışık her 1000 parsekte 1 birim parlaklık kaybeder. Yapılar grafit ve silikat olup, yüzeyleri donmuş amonyak veya su ile kaplıdır. Soğuk yıldızların atmosferlerinden kaçıp aradaki boşluklarda gezinen bu tozlar bütün yıldızların arası kütlenin %2’sidir. Galaksimizin içindeki toplam toz miktarı 200 milyon Güneş Kütlesidir. Galaksilerin içlerinde bulunur galaksiler arası boşluklarda bulunmazlar.

KOZMİK SİCİM: Big Bang’de ortaya cıkmıs, atomlardan cok daha küçük, bütün evren boyunca uzanan, enerji tüpleri şekliden hipotetik malzemedir. Big Bang’in donmuş bir yan ürünü olan kozmik iplikçikler tüplerin içinde kıvrılmış ve atom çekirdeğinin 10^-14’te biri kadardır. Evrenin 10^-35’inci saniyesindeki yogunluga eşdeğer enerjiye sahip iplikçikler 10 trilyon tonluk kütleye haizdir. 1 metre uzunlugundaki bir iplikçik Dünya ağırlığındadır. İpliklerin bir sonu yoktur ve bu yüzden kapalı ilmikler şeklindedir. Parçaları evren boyutunda uzar. Elastik bant şeklindeki kapalı iplik düğümleri basınc altında gitar teli gibi titresirler. Titreşimlerin hızı yaklasık ısık hızı kadar olup, 1 ısık yılı uzunlugu yılda bir kere titresir. Bu titreimler gravitasyonel radyasyon üretip, enerjiyi ipliğin dısından bosaltır. Sonra iplik dügümü bir hiçliğe büzülü. Henüz bir belirtisine rastlanmayan kozmik ipliklerin evrenin gencliğinde galaksileri büyüten tohumlar oldugu sanılmaktadır. Kozmik iplikler parcacık fiziğindeki sicim teorisinden farklıdır.

KOZMİK UZAKLIK ÖLÇEĞİ: Evrenin ölçüsünü veren metotlardır. 150 milyon km 1 AÜ’dür. 1 parsek 3,26 ışık yılı veya 206,26 AÜ’dür. Uzaklıkları ölçmede kullanılan teknikler, yıldızların renklerinin spektroskopi ile ölçülmesi, mutlak görünen parlaklıklar, Doppler etkisi, istatistik paralaks, Cepheid değişkenleridir. Güneş bir aspirin ölçüsünde düşünüldüğünde en yakındaki yıldız 140 km uzaklıkta baksa bir aspirin olur. Yıldızlar arası uzaklıklar genelde böyledir. Samanyolu bir aspirin tanesi olarak algılandıgında, Andromeda 13 cm uzaklıktaki baksa bir asprin olur. Yerli grup bir aspirin olsa en yakındaki grup Sculptor 60 cm uzaklıkta baksa bir asprin, Virgo 3 cm uzaklıkta bir basket topu genişliğinde 2000 tane aspirin, Coma grubu 20 m uzaklıkta, Cygnus A radyo galaksisi 45 m, 3C273 kuasarı 130m uzaklıkta olur. Bu durumda görülebilen evren 1 km çapında bir küre şekline gelir. 1 km çaplı evrende bizim galaksimiz bir asprin büyüklüğündedir.

KOZMİK YIL: 225 milyon yıl olup, güneş sisteminin galaksinin merkezi etrafında yaptıgı bir devir süresidir.

KÖPÜK ODASI: İçinde, kaynama noktasının hemen üstünde, buharlaşmaması için yüksek basınç altında tutulan cok düşük sıcaklıkta sıvı hidrojen bulunup, iyonize olmuş radyasyon parçacıklarının hareketlerinin incelendiği bir odadır. Radyasyonunun gözlenmesinden hemen önce basınc aniden düsürülür ve sıvı hidrojen kaynar. Hareket eden parçacıklar böylece küçük köpükler oluşturur ve fotografları çekilir.

KRİTİK KÜTLE: Kendi kendine bir zincir etkisi sürdürmeye yeterli radyoaktif madde tutarıdır.

KRİTİK SICAKLIK: Bir maddenin sıvı olarak kalabileceği en yüksek sıcaklıktır.

KRİTİK YOGUNLUK: Evrenin bugün düz evren olmasını saglayacak yogunluktur. 10^-29 ve 2 x 10^-29 g/cm³ arasında bir deger olup, evrendeki parlak yıldız ve galaksilerin yogunlugunun yaklasık 100 katıdır.

KUANTA: Yayılan veya sogurulan radyasyonu oluşturan enerji paketlerine verilen isim olup, Planck sabiti ile kendi frekansının çarpımına eşit büyüklüktedir ve bundan daha küçük parçalarına bölünemez. Örnek olarak, foton elektromanyetik ışınım enerjisinin kuantumudur. Verilen bir dalgaya ait parçacık onun kuantasıdır.

KUANTUM: Bir sistemin mümkün olabilecek en küçük elemanı veya vir sistemin oluşturabileceği en küçük değişimdir. Foton, ışığın en küçük birimi olup, kuantum sıçraması bir sistemdeki en küçük değişimdir.

KUANTUM MEKANİĞİ: 1900’de başlatılan, 1920’lerde geliştirilen ve klasik mekaniğin yerine geçen bir fizik yasası olup, burada dalgalar ve parçacıklar aynı temel nesnenin iki görünümüdür. Kuantum mekaniğinde, atom çekirdeği içindeki parçacıklar ve elektronların davranısları incelenir.

KUANTUM SAYISI: Bir kuantum sisteminin durumunu belirten tam veya yarım olarak ifade edilen sayılardır.

KUASAR: Güneş’e en az birkaç milyar ışık yılı uzaklıkta ve genişliği birkaç ışık yılı olan, bir galaksinin toplam ışığından daha fazla parlaklıkta görünen yıldızdır.

KUARKLAR: Maddenin yapıldıgı iki temel parcacık ailesinden biridir. Altı değişik türü olup, üç çift grup halinde bulunurlar. Birinci çift, yukarı ve aşağı olup bunların lepton ailesindeki karşıtları elektron ve elektron nötrinosudur. Bunlar etraftaki maddeyi oluşturur. İkincisi, tugaf ve tılsımlı olup karşıtları muon ve muon nötrinosudur. Üçüncüsü ise tepe ve dip olup karşıtları tau ve tau nötrinosudur. Kuarklar arasındaki renk kuvvetleri gluonlar tarafından tasınır. Kuarklar serbest bulunamazlar. Onlar sadece Big Bagn’in ilk anlarında serbest bulunuyordu.

KUVVET: Bir sistemde değişikliğe neden olan şey olup, kuantum mekaniğinde etkileşim adı verilir.

KÜÇÜK BUZ DEVRİ: Yeryüzünün ortalama sıcaklıgında küçük bir düşme oldugunda yasanan soguk devir olup, son küçük buz devri MÖ 1500-1900 yılları arasında ortlama sıcaklıgın 3 derece düşmesiyle yaşanmıştır. Bu devirler her 2500 yılda bir kere yasanır.

KÜTLE: Bir cismin içinde toplanmış malzeme miktarının ölçüsüdür. İki yoldan ölçülebilir. Biri, cismin onu hızlandıracak kuvvete karşı direnci ile, diğeri ise cisim ile ilgili gravitasyonel alanın gücü ile. Bu iki kütlenin neden daima eş-değer oldugu henüz çözülmemiştir. Bir cismin kütlesi onun Dünya yüzeyindeki ağırlığı ile belirlenir. Bunun standardı 1 kg’dır. Kütle evrenin her yerinde aynıdır. Ağırlık ise her yerde değişiktir.

KÜTLE MERKEZİ: birbirlerini çeken cisimlerin arasındaki bir denge noktasıdır.

KÜTLE ÇEKİM DALGALARI: Parçacıgına graviton adı verilen, ışık hızı ile yol alan kütle çekim alanındaki dalgalardır.

LASER: Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation ‘ın kısaltmasıdır. Maser’in optik bir versiyonu olup, hareketli moleküller yerine ikincil radyasyonun gaz içinde pompalanması ile oluşan yüksek enerjili ışındır.

LEPTONLAR: Atomu oluşturan iki temel parçacık ailesinden biridir. Ailede 6 üye bulunur. Elektron, muon, tau ve bunların nötrino karsılıklarıdır. Güçlü nükleer kuvvetten etkilenmezler.

LEVİTASYON: Gravitasyonun tersi olan, yer itişi kuvvetidir.

LİTOSFER: Yeryüzünün katı tabakasıdır.

MACHOS: Evrende baryonlardan yapılmış karanlık maddedir. Bir miktar gaz ve toz oldugu gibi bunların cogu karanlık yıldızlardır. Galaksilerin halelerindeki kahverengi cüceler de bunlardandır.

MANYETİK ALAN: Bir mıknatısın veya akan bir elektrik akımının etrafındaki bölgedir. Dört temel kuvvetten biri olan elektromanyetizmanın bir göstergesidir.

MANYETİK MOMENT: Kutupların yogunlugu ile aralarındaki mesafenin çarpımıdır. Bir mıknatısın bir manyetik alanda etkilenme miktarıdır.

MASER: Microwave Amplification by Stimulated Emission of Radiation ‘nın kısaltmasıdır. İlave radyasyon tarafından tahrik edildiğinde elektromanyetik radyasyonu yükseltilen hareketli ve yüksek enerji seviyesindeki moleküllerin meydana getirdiği ışın demetidir.

MAVİ DEV: Çok sıcak ve yüksek parlaklıkta yıldızlar olup, yaşamları daha kısadır. Yüzey sıcaklıkları Güneş’in 30,000 parlaklıkları 100,000 katıdır.

MESONLAR: Pozitif, negatif yüklü ve yüksüz, güçlü nükleer kuvvetin içinde etkileşen parçacıklar toplulugudur. Mesonlar, kütleleri elektronlarla proton arasında olan hadronlardır. Dışlama ilkesine uymazlar.

MOLEKÜL: Münferit olarak duran element veya kimyasal karısımın en küçük birimidir. İki veya daha fazla atomdan oluşurlar. Elektromanyetik kuvvetlerle şekillenirler.

MOLEKÜL AĞIRLIĞI: Bir molekülü oluşturan atomların toplam ağırılığıdır.

MOMENT: Kuvvetin, bir cismi bir nokta veya bir eksen etrafında döndürme etkisini belirten vektörel değerdir.

MOMENTUM: Dönen bir cismin, kütlesi ile hızının çarpımına eşit olan ve zaman göre degisen hızdır.

MONOPOLE: Manyetizmanın hipotetik parçacıgıdır. Bazı Büyük Birleşik teoriler monopollerin varlıgını öngörür. Asla keşfedilmemiştir.

MULTİVERSE: İçinde bizimki gibi bir çok evrenin bulundugu hipotetik kozmostur.

MUTAJEN: Mutasyonu meydana getiren olaydır.

MUTASYON: Bir hücrenin genetik malzemesini tasıyan DNA’nın yapısının bir kimyasal veya fiziksel etki ile değişmesidir. Böylece kromozomlardaki genlerin sayısı artar. Mutasyonlar nadir meydana gelir ve çoğu zaman hücrenin yok olmasına sebep olurlar. Mutasyon evrim için gerekli varyasyonların temelidir.

MUTLAK: Bir şeyin referans noktasından bagımsız olarak, her referans noktasından aynı ölçülendir.

MUTLAK UFUK: Bir karadeliğin yüzeyidir.

MUTLAK KADİR: Bir yıldızın gerçek parlaklığı olup, bizden 10 parsek uzaklıktayken görünen ışığın şiddetidir.

MUTLAK SIFIR: Elde edilebilecek en düşük sıcaklık olup, bu sıcaklıkta atom ve molkeüller en düşük enerjiye sahip olurlar. Mutlak sıfır (sıfır Kelvin) -273,16 C derecedir.

MUTLAK UZAY: Newton’un öngördüğü üç boyutlu uzay olup, içindeki cisimlerin uzunluklarının birbirine göre ölçülebilir oldugunu belirtir.

N GALAKSİSİ: Etrafı bulanık gölgeli görülen ve yıldıza benzer parlak bir çekirdeği olan galaksi türüdür.

NANOMETRE: Bir metrenin milyarda biri , 10^-9

NEBULA: Yıldız ve gezegenlerin oluşturdukları gaz ve toz bulutları.

NEDENSELLİK: Her yeni durumun daha önceki durumdan sonuçlandıgını belirten doktrindir veya olaylara bu olayları olusturan sebepler arasındaki bagıntıdır.

NEWTON: 1 kilogram kütlesi olan bir cisme 1m/s ‘lik ivme kazandıran kuvvettir.

NOVA: Birdenbire binlerce kat parlayan ve bir süre sonra tekrar eski durumuna dönen yıldızdır.

NÖTRİNO: Lepton ailesinden temel parçacıktır. Elektrik yükü sıfır, çok küçük (belki sıfır) kütleli, diğer parçacıklarla zayıf etkileşen bir parçacıktır. Nükleer fisyon olayında üretilir. 1995’de nötrinoların 0,5-5 eV arasında bir kütlelerinin bulundugu ileri sürüldü. Evrenin her metre küpünde bir milyar nötrino bulunmaktadır. Bu durumda nötrinoların toplam kütlesi, evrendeki bütün galaksi ve yıldızların toplam kütlesinden daha büyük olmaktadır. 23.02.1987’de Büyük Magellanic Bulutu’nda gerçekleşen süpernova patlamsından 10^58 tane nötrino ortaya çıkmıştı ve bunlardan 3 x 10^14’ü Dünya’daki detektörden geçmişi. Sadece 11 tanesi yakalanabildi. 1987’de her insanın vücudundan bunlardan 10 milyarı geçip gitmişti.

NÖTRON: Hidrojenin dışındaki bütün atımların çekirdeğinde bulunan temel parçacıktır. Elektrik yükü yok olup, kütlesi protonun biraz üstündedir. Çekirdeğin dışındaki bir nötron, bir proton, bir elektron ve bir antinötrinoya bozunur. Baryon ailesindendir.

NÖTRON YILDIZI: Tamamen nötronlardan oluşmuş yıldızdır. Yogunlugu atom çekirdeğinin yogunlugundadır. 10 km çapındaki yıldız Güneş kütlesindedir. 1cm³’ü 100 milyon ton gelir.

NUTASYON: Güneş ve Ay’ın değişen uzaklıkları ve Dünya üzerindeki gravitasyon etkilerindeki değişiklikler yüzünden Dünya’nın ekseni etrafındaki dönüşü sırasında kafa sallama hareketidir.

NÜKLEER ENERJİ: Bir atom çekirdeğindeki değişikliklerin sonucu olarak ısı veya radyasyon şeklinde ortaya çıkan enerjidir.

NÜKLEER REAKSİYON: Atom çekirdeği içindeki parçacıkların arasındaki etkileşimlerdir.

NÜKLEER FİSYON: Ağır bir atomun çekirdeğinin iki veya daha fazla parçaya ayrılması ve bu sırada enerji açığa çıkarmasıdır. 1 kg uranyum- 235 , çekirdeğinin fisyonunda 20,000 megawatt saat enerji açığa çıkarır. Bu mikatr, 20 mega wattlık bir enerji istasyonunu 1000 yıl boyunca calıstırabilir veya 3 milyon ton kömürün vereceği enerjiye eşdeğerdir.

NÜKLEER FÜZYON: Hafif atom çekirdeklerinin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturmalarıdır. 10 milyon Kelvin sıcaklıgının üzerindeki yıldızların merkezlerinde gerçekleşir.

NÜKLEON: Proton ve nötronlara verilen isimdir.

OLAY UFKU: Bir karadeliğin etrafını kaplayan ve kaçış hızının ışık hızına eşit oldugu hayali bir yüzeydir. Yüzeyin içinde kaçış hızı ışık hızından fazla oldugundan hiçbir şey oradan dışarı çıkamaz. Karadelik dönmüyorsa olay ufku bir küre şeklinde olur. Dönüyorsa olay ufkunun ortası şişer ve orada bir ekvator şekillenir.

OMEGA POİNT: Büyük çökmenin diğer bir ismidir.

OZON: Birbiri ile birleşmiş üç oksijen atomundan oluşur. Dayanıksız bir gaz olan ozon, morötesi radyasyon veya havadaki oksijenin elektriksel boşalması ile meydana gelir. 10-50’nci kilometreler arasındaki stratosfer tabakasında Güneş’ten gelen radyasyonla devamlı olarak üretilir.

PANGAE: 200 milyon yıl önce, şimdi birbirinden ayrılmış durumda bulunan, tek bir kıtadır.

PARALEL EVRENLER: Birbirinin içine geçmiş oldugu varsayılan evrenlerdir.

PARADOKS: Çelişkili ve aykırılık anlamındadır.

PARALAKS: Bir yıldızın iki farklı noktadan gözlenmesi sırasında görülen yön farkıdır.

PARÇACIKLAR: Proton, nötron, elektron, foton, nötrino gibi, bir atomdan daha küçük boyutlardaki ve onu oluşturan nesnelerdir.

PARÇACIK AKSELERATÖRÜ: Elektromıknatıslar kullanılarak, hareket eden yüklü parçacıkların enerjilerini arttırarak hızlarını yükselten makinedir.

PARİTE: Bir görüntünün ayna görünüşüne çevrilmesidir. Zayıf nükleer kuvvet parçacıklarının etkileşimlerinde parite saklı degildir.

PARLAKLIK: Mutlak sıfırın üzerindeki sıcaklıklarda cisimlerin çıkardıkları elektromanyetik radyasyon dalgalarıdır.

PARSEK: Gökcisimlerine ait bir uzaklık birimi olup, 1 parsek 3,26 ışık yılı (3,08×10^13km)’dir.

PERİYOD: Bir olayın veya fonksiyonun kendini yenileme sürecidir.

PHOTINO: Fotonun süpersimetrik ikizidir.

PIEZOELEKTRİK: Kuartz ve benzeri kristallerin özelliğinden dolayı bir mekanik basınç altında üretilen voltaj olup, saatlerde ve bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

PLASMA: Elektronların atomlarından ayrıldıgı, geride pozitif yüklü iyonları kaldıgı maddenin sıcak halidir. Yıldızların merkezindeki bütün madde plasma şeklindedir. Dejenere madde de denir.

POLARİZASYON: Elektromanyetik ve gravitasyonel dalgaların iki komponente sahip olma özelliği olup, biri bir yöne , diğeri ise farklı bir yönde titreşir. Radyasyon dalga düzlemleri polarizasyonda döner.

POLARİZE IŞIK: Polarizasyondan birinin tamamen yok oldugu ışık dalgaşarıdır.

POZİTRON: Elektronun karşıtı olan, pozitif yüklü anti-maddedir.

POTANSİYEL ENERJİ: Bir cismin pozisyonu sonucu çıkardıgı enerjidir. Yukarıda duran bir cisim aşağıdakine göre daha fazla gravitasyonel potansiyel enerjisine sahiptir. Yukarıdaki cisim aşağıya düşerken potansiyel enerjisi önce kinetik enerjiye, sonra cisim yere carpınca, ısı enerjisine dönüşür. Yukarıdaki cisme potansiyel enerji, onu yukarı çıkaran kişi veya mekanizmanın yapmış oldugu işten gelir. Gravitasyonun dışında , elektrik yükü ve manyetik alanlarla ilgili potansiyel enerjiler de vardır. Pil ve zemberek gibi.

PROTON: Atomu oluşturan parçacıklardan biridir. Baryon ailesinden olup, 1 birim pozitif yüke, yaklasık 1 milyar eV (1,67×10^-24gram=939 MeV) kütleye sahiptir. 10^32 yıllık ömrü ile evrenin en dayanıklı parçacıgıdır.

PULSAR: Çok büyük hızlarda dönen ve periyodik sinyaller çıkaran nötron yıldızlarıdır.

RADYASYON: Parçacıklar veya dalgalarca taşınan enerji.

RADYO ASTRONOMİ: Evrenin radyo dalgaları ile incelenmesidir.

RADYOAKTİF BOZUNMA: Dayanıksız bir atom çekirdeği veya bir parcacıgın bir veya daha fazla parcaya ayrılması ve sonunda dayanıklı bir çekirdek veya parçacıga dönüşmesidie. İki ana türü: Alfa ve Beta bozunumlarıdır. Bozunma yarı ömrü denen özel bir zaman diliminde gerçekleşir. Bozunma süresince elektromanyetik radyasyon şeklinde bir enerji dışarı çıkar. Tipik bir Beta bozunmasında, bir nötron bir proton, bir elektron ve bir nötrinoya dönüşür. Kuark ve elektron bozunmazlar. Bunların dısındaki her sey sonunda ya bir kuarka veya elektrona bozunacaktır. En kararlı parçacık olan proton bile sonunda bir pozitron ve bir piona bozunur.

RÖLATİVİTE: Işık hızının, kaynagının gözlemcinin hareketlerine baglı olmadıgı ve onun evrensel bir degismez oldugu varsayımına dayanan kuramlar toplulugudur.

ÖZEL RÖLATİVİTE: 1905’te Einstein tarafından bulunan uzay-zaman içindeki olayları açıklayan teoridir.

GENEL RÖLATİVİTE: Einstein’ın, gravitasyonu egrilmis ve bükülmüs uzay-zaman olarak belirten yasasıdır.

RÖLATİVİSTİK MEKANİK: klasik mekaniğin revize edilmiş şekli olup, ışık hızına yakın hızlarda giden cisimleri inceler. Einstein tarafından özel rölativite teorisi ile geliştirilen bu mekaniğe göre, hızlar kaç defa birbirine eklenirse eklensin ışık hızından büyük bir hız elde edilemez.

RENKLİ YÜK: Kuantum kromodinamigi teorisine gör, kuarklar vegluonlar arasında bulunan ve onlar tarafından tasınan yüktür.

SAKLI ISI: Sıcaklığı yükseltmeden, katıları sıvı, sıvıları da buhar haline getiren veya 0 derecedeki buzun 0 derecede su haline gelmesi için gereken ısıdır.

SALINIM: Gökcisimlerinin, merkezlerini birleştiren dogru üzerindeki bir çekim merkezi etrafında dönerlerken belli zamanlarda yaptıkları bir titreşim hareketidir.

SANAL SAYI: Kendileri ile çarpılınca negatif sonuc veren sayılardır.

SANAL ZAMAN: Kuantum mekaniğinin kütlesel çekim ile birleşmesinden ortaya çıkan zaman kavramıdır.

SANTRİFÜJ KUVVETİ: Bir dairesel hareket yapan cismi dışarı iten kuvvettir.

SEBEPLİLİK: Neden ve sonuc arasındaki bagıntıdır.

SERA ETKİSİ: Atmosferdeki karbondioksitin Güneş ışığının bir kısmını tutması olayıdır.

SERBEST DÜŞME: Sadece gravitasyonun etkisi ile hareket eden ağırlıksızlık durumudur. Damdan düşen bir insanın düşüşü gerçekte bir serbest düşme değildir. Çünkühavanın direnci onun hareketini etkiler. Güneş etrafında dönen Dünya veya yıldızlar arasında bir tahrik olmaksızın yol alan gemi serbest düşme yapar. Dünya etrafında dönen gemidekiler keza agırlıksız olup serbest düşme yaparlar. Serbest düşmede gravitasyon kuvveti serbest düşen cismin hızlanması ile yok edilir. Dünya etrafındaki bir yörüngede dönenler serbest düşme içinde olup, Dünya’ya düşmezler.

SERBEST UZAY: Gravitasyon ve elektrmanyetik alanların dısında bulunan, içinde madde olmayan, mutlak sıfır sıcaklığında izafi bir bölge olup, ışık serbest uzay içinde maksimum hızda yol alır.

SES: Bir ortam içinde moleküllerin titresimidir.

SICAKLIK: İçinde hızlı hareket eden atom e moleküllerin bulundugu bir cisimdeki ısı miktarının ölçüsüdür. Elektromanyetik radyasyonun da bir sıcaklıgı mevcut olup bu radyasyonun ne kadar enerjik oldugunu gösterir. Bu sıcaklık cisim içindeki farklı dalga boylarındaki fotonların sayısı ile ilgilidir. Cisimler arsında bir ısı akışı yoksa sıcaklık farkı da olamaz. Isı akşındaki ölçüm büyüklüğü sıcaklık farkını da artırır. Isı daima sıcaktan soğuğa doğru akar. Soğuktan sıcağa ısı akışı olamaz.

SICAK KARANLIK MADDE: Big bang sırasında ortaya çıkmış, ışık hızına yakın hızlarda yol alan, baryonik olmayan parçacıklardır. Bazı modeller, HDM’lerin evrenin bütün kütlesinin üçte birini oluşturdugunu belrtir. Nötrinoların bir kütlesi bulunuyorsa onlar HDM olarak düşünülebilir.

SIFIR HAREKETSİZ KÜTLELİ NESNE: Kütlesi olmayan parcacıklardır.

SİBERNETİK: Cisimler ve hayvanlar arasındaki kontrol ve haberleşme bilimidir.

SİHİRLİ SAYILAR: Çekirdeğinde 2, 8, 20, 28, 50, 82 ve 126 adet nötron ve proton bulunan atomların özellikle dayanıklı odugunu belirten sihirli sayılardır.

SİLİKON: Atomlarından elektron koparmak için çok küçük enerji gerektiren yarı iletken bir malzeme tipidir.

SİMETRİ: Sistem biçimini değiştirince değişmeyen fiziksel sistemin bir özelliğidir. Örnek olarak, bir küre simetrik bir sistem olup, dönünce simetrisi değişmez.

SİMETRİK ZAMAN: Sonucun önce, sebebin ise sonra geldiği zaman düşüncesidir.

SİYAH CİSİM: Üzerine düşen her dalga boyundaki radyasyonu soğuran, akkor halinde ısıtılınca devamlı bir görünür ışık spektrumu çıkaran teorik cisimdir. Yıldızlarda birer siyah cisim gibidirler.

SİYAH CİSİM RADYASYONU: Bütün dalga boylarını ihtiva eden, sıcaklıkla değişen enerjiler çıkaran, bir siyah cisim tarafından yayılan elektromanyetik ışınımdır. Sıcaklık yükseldikçe ışınım dalga boyu kısalır, sıcaklık azaldıkça dalga boyu uzar.

SİYAH CÜCE: Bütün yakıtını tüketerek demir haline gelmiş, enerjisi bitmiş soğuk ve karanlık yıldız.

SNEUTRİNO: Nötrinonun süpersimetrik ikizidir.

SOGUK KARANLIK MADDE: Işık hızına göre daha yavaş yol alan paçacıklardan oluşan , baryon olmayan karanlık maddenin hipotetik şeklidir. Evren maddesinin %99’una kadar ulaşabilir ve zayıf etkileşen büyük parçacıklar (WIMP) da denir.

SPEKTRUM: Bir kaynaktan çıkan elektromanyetik radyasyonun dalga uzunluğu bakımından gücünün ifadesidir. Gökkuşağı veya spektrumdan geçirilen görünen ışığın spektrumu en belirgin örneklerdir. Beyaz ışık dalga uzunluklarının bir karışımıdır. Gözle görülebilen spektrum renkleri kırmızıdan itibaren portakal, sarı , yeşil , mavi , mordur. Spektrum, morötesi ve kızılötesinin arkalarına kadar uzanır. İnsan gözünün göremediği radyasyonlar radyo teleskopu gibi cihazlarca kaydedilir. Optik spektrumun farklı renklerle bölümlerine ayrıldıgı gibi, spektrum radyo dalgalarından başlar, mikrodalgalar, kızılötesi, görünen ışık, morötesi, X-ışınları ve gamma ışınları şeklinde devam eder.

SPEKTROSKOPİ: Işıklarını inceleyerek yıldızların özelliklerini incelemektir. Görünen ışıkla ilgilenir. Ayrıca diğer elektromanyetik radyasyonun dalga uzunlugu, parcacıklar arasındaki enerji dağılımının ölçümlerini de içine alır. Astrofiziğin en önemli aracıdır. Her elementin atomu kendi özel spektrumunu üretir. Atomlar ışık şeklinde enerji çıkarınca veya sogurunca bunları belli dalga boylarında yaparlar. Atomlar bu işi çekirdeğin etrafındaki elektronları kanalı ile geçekleştirirler. Elektronlar bir alt yörüngeye, yani daha düşük enerji durumuna inince bir foton cıkarır. Bir üst yörüngeye çıkmak için bir foton sogurur. Bu yolla, atom foton cıkarır ve alır. Çıkarırken spektrumda parlak çizgiler, sogururken de karanlık çizgiler yaratır. Bu çizgilerin incelenmesinden o cismin sıcaklıgı, malzemesi , hareketi, hızı, dönüşü vs anlaşılabilir.

SPİN: Parçacıkların esas özelliklerini gösteren, onların kendi eksenleri etrafında dönmesidir. Her parçacık bir enerji seviyesinde belli bir spine sahip olup, kuantum mekaniğine göre spin, ya bir tam sayı il Planck sabitinin çarpımına veya bir tam sayının yarısı ile Planck sabitinin çarpımına eşittir.

SQUARK: Kuarkın süpersimetrik ikizidir

SÜPER İLETKENLİK: Bir elementin mutlak sıfırın belli bir derece üzerindeki tam iletken hale gelmesidir.

SÜPER KRİTİKLİK: Ne gaz ne de sıvı olan, fakat aynı anda her ikisinden de biraz bulunan bir element durumudur.

SÜPER SOĞUTMA: Donma derecesinin altında dondurmadan soğutma işlemidir.

SÜPERNOVA PATLAMASI: Bir yıldızın merkezindeki demirin silisyuma dönüşmek üzere erimesiyle başlayan çok büyük şiddet ve parlaklıktaki bir patlamadır.

SÜPER UZAY: Bütün evrenlerin içinde yer aldıgı varsayılan sonsuz büyüklükteki bir uzay modelidir.

SİNKROTRON: Çok geniş çaplı, etrafında elektromıknatıslar bulunan dairesel tüp şeklindeki parçacık hızlandırıcıdır.

SİNKROSİKLOTRON: Sinkrotron’dan çok daha güçlü olan ve parçacıkların içinde büyük hızlarda yol aldıkları makinedır.

TAKYON: Işık hızından daha hızlı yol alan hipotetik bir parçacıktır.Işık hızından daha az bir hızla gitmez. Hızlandıkca enerjisi azalır ve sonsuz hızda sıfır enerjili olur. Evrenimizdeki bilinen parçacıklar yüksek hızlarda enerji kaybeder ve hızları azalır. Takyonun ise enerjisi azaldıkça hızlanır. Belki gravitasyonel radyasyon çıkaran takyon, enerjisi azaldıkça hızlanır ve sonunda sıfır enerji ve sonsuz hıza sahip olur. Eğer takyonlar mevcut ise onlar zaman içinde geriye gidiyor olmalılar.

TAMAMLAYICILIK: Kuantum mekaniğinde parçacıkların aynı anda, hem dalga hem de parçacık olarak davrandıklarını ifade eden teoridir.

TARDİYON: Işık hızından daha düşük hızlarda yol alan parçacıktır.

TAU: Elektronun ağır arkadası olan bir leptondur.

TEKİLLİK: Bildiğimiz fizik yasalarının artık işlemediği yer. Her ne kadar tekilliklerin birer nokta oldugu düşülünse bile, tek boyutlu çizgilerde veya iki boyutlu düzlemlerde bile olabilirler. Planck uzunluğundan daha kısa cisimler için geçerlidir. Sonsuz yogunluktaki bir karadeliğin merkezi bir tekilliktir.

TEMEL KUVVETLER: Temel parçacıklar arasında işleyen dört kuvvettir. Gravitasyon, zayıf nükleer, elektromanyetik ve güçlü nükleer kuvvetlerdir. Beşinci bir kuvvetin mevcudiyetini gerektirecek bir olay evrende rastlanmamıştır. Güçlü kuvvet 1 olarak alındıgında, elektromanyetik 10^-2 olur, veya güçlü kuvvetin %1’idir. Zayıf kuvvet 10^-6, yani güçlü kuvvetin milyonda biridir. Gravitasyon 10^-40’dır. Elektromanyetik kuvvet gravitasyondan 10^38 defa daha büyüktür.

TEMEL PARÇACIKLAR: Temel kuvvetleri tasıyan, maddeyi inşa eden nesnelerdir. Bir temel parçacık bileşenleri parçalanamaz. Bu açıdan bakıldıgında kuarklar ve leptonlar olmak üzere iki tür temel parçacık vardır. Kuarkları birbirinden ayrılmadıgı için proton ve nötronlar da birer temel parçacıktır. Mesonlar kuvvetleri tasırlar. Bütün parcacıklar iki gruba ayrılır. Güçlü kuvveti hisseden, kuarklardan yapılmış, kuarklar arasında işleyen hadronlar ve zayıf kuvveti hisseden, radyoaktif bozunmaya neden olan leptonlardır. Leptonlar en temel parcacıklar olup içlerinde baksa seyler yoktur. Elektron, başka bir lepton olan nötrino ile baglantılı olup, bir elektron radyoaktif bozunmada işlem görürken nötrinoları da işin içine girer. Ayrıca birer lepton olan muon ve tau’nun da kendi nötrinoları vardır. Toplam 6 tane lepton bulunur. Hadron ailesi iki gruba ayrılır: üç kuraktan yapılmış baryonlar, ikişer kuarktan yapılmış mesonlardır. Baryon ve leptonlar fermiyonlar ailesinin üyeleridir.

TEOREM: Gözlemi veya deneyi yapıldıktan sonra ancak dogru oldugu söylenebilen çözümdür.

TEORİ: Fiziksel alandaki bir şeyin matematiksel olarak açıklanmasıdır veya matematiksel ve deneysel olarak acıklanan doga yasalarıdır.

TERMODİNAMİK: Isı, iş , enerji, entropi ve bunların bir fiziksel sistem içindeki ortak evrimlerini açıklayan yasalardır.

TEVATRON: Çvresinde sıvı helyumla sogutulan, süper iletken mıknatısların bulundugu, bir parcacıgın bir yönde diğerinin de ters yönde hızlandırıldıgı atom parcalıyıcılarıdır.

TUNGUSKA OLAYI: 30.06.1908 günü saat 07.17’de orta Sibirya’da olan bir patlamadır. Bir kuyrukluyıldızın düşmesi ile meydana gelen patlamada 40 km yarıçapında bir orman yok oldu. Patlamadan çıkan enerji 50 megaton, bir hidrojen bombası şiddetindeydi

ULTRAMİKROSKOBİK: Planck uzunlugundan daha kısa olan uzunluk birimidir.

UZAY: Yıldızlar ve gezegenler arasındaki boşluktur.

UZAY-ZAMAN: Dört boyutta uzay ve zamanın birleşmesidir. İçindeki her şey gravitasyona göre davranır. İki baştan çekilmiş bir lastik levha gibidir. Bükülebilir, sıkıştırılabilir ve uzatılabilir. Hatta içinde delikler bile açılabilir. İçinde hareket edenlerin hareketleri, farklı referanslarda, farklıdır. İki cisim arasındaki mesafe farklı referanslara göre fark eder. İki olay arasındaki ölçüm Einstein’ın denklemlerine göre hesaplanır.

UZAY-ZAMAN EĞRİLİĞİ: Kütlenin uzay-zamanda açtığı çukurluktur. Bu çukurluk gravitasyon kuvvetine sebep olur. Evrende uzayın eğri olabileceğinden bahseden ilk insan B. Riemann oldu ve 1854’ te uzayın üçboyutlu bir küre oldugunu belirtti. Genel rölativite Teorisi uzay-zaman eğriliğini tarif eder.

VAKUM: İçindeki bütün parçacıların, alan ve enerjinin çıkarılmış oldugu, içinde sadece çıkarılamayan vakum titreşimlerinin bulundugu uzay-zaman bölgesidir.

VALANS: Bir atomun bir kimyasal bag kurması durumunda elektronlardan bir kısmını kazanması, kaybetmesi veya paylaşması olayıdır.

VEKTÖR: Kuvvet ve hız gibi yönü ve şiddeti olan büyüklükler temsil eden doğrulardır.

YALITKAN: Belli bir sıcaklıga kadar içinden bir enerji iletmeyen cisimdir.

YARI İLETKEN: Elektrik yüklerinin yarısının kolayca akacagı metalden, diğer yarısının da akmasına izin vermeye yalıtılmış bölgeden geçiren özel bir maddedir.

YARI ÖMÜR: Bir örnekteki atomların yarısının radyoaktif bozunmaya uğraması için geçen zamandır. İstatistiksel hesaplara dayanır. Nötronun yarı ömrü 10 dakikadır.

YAPAY ZEKA: Alan Turing tarafından geliştirilen, insan benzeri usullerde suallere cevap verilen akıl makinesidir.

YERÇEKİMİ: Dünya’nın kütlesel çekim kuvvetidir.

YERLİ GRUP: Galaksimizin de içinde yer aldıgı küçük bir galaksiler toplulugudur.

YERLİ SÜPER KÜME: Yerli grubun, Virgo ve Coma gruplarının yer aldıgı galaksiler kümesidir. Yarı çapı 30 milyon parsek olup, yerli grup kümenin kenarında yerleşmiştir.

YILDIZLAR ARASI KİMYA: Yıldızlar arasındaki toz ve gaz bulutlarında bulunan moleküller olup, 80’den fazlası keşfedilmiştir. Yıldızların içindeki reaksiyonlardan çıkan atomların gaz ve toz bulutları içindeki reaksiyonlarda oluşur. Bir aminoasit olan gylicne de bunlardan biridir. Moleküllerin çoğu karbon, oksijen hidrojen ve azottan imal edilmiştir. Karbon atomundan yapılmış birçok organik molekül de1970’lerden sonra keşfedilmiştir.

YOĞULNLUK: Bir cismin kütlesinin hacmine bölümüdür. Adi suyun yogunlugu 1g/cm³’dür. Yıldızlar arası gazın yogunlugu 10^-29 kg/m³, nötron yıldızının ki ise 10^17 kg/m³’dür.

YOZLAŞMIŞ MADDE: Çok büyük basınç altında atom çekirdeklerinin yörüngelerinden çıkması ve uzaklara itilerek ve maddenin çıplak atom çekirdekleriyle rastgele dolaşan elektronlardan ibaret kalmasıdır.

YÖRÜNGE: Bir cismin gravitasyon kuvveti etkisiyle uzay-zaman da izlediği kapalı yoldur.

YÖRÜNGESEL PERİYOT: Bir cismin diğer bir cisim etrafında dönüşü için geçen süredir.

YÜK: Bazı temel parçacıkların tasıdıkları bir özelliktir. Parcacıklar arasındaki elektriksel kuvvetleri doğurur.

ZAMAN: Ne oldugunu hiç kimse izah edememektedir. Fizikte olayların ele alınacagı referans sistemini (koordinatlar takımı) saglar. Bu sistemde bir olay bir başka olaydan önce veya sonra gelir. Her ne kadar zaman okundan bahsedilse bile, fizik yasaları gerçekte zamanın geçmişten geleceğe doğru aktıgını ileri sürmez. Özel rölativitede zaman dördüncü boyut olarak alınmıştır. Dört boyutlu uzay- zaman haritasında evrenin geçmişi, bugünü ve geleceği açıklanabilmektedir. Buradan çıkan soru: gelecek halen ilerde bir yerde, oraya doğru yol almamızı mı bekliyor? Kuantum Teorisindeki belirsizlik, daha mükemmel bir uzay-zaman teorisi için, Rölativite ile Kuantum Teorisinin birleştirilmesini teklif etmektedir. Bilim adamlarına göre zamanın basit tarifi, iki olay arasında geçen aralık veya bir prosesin oluşması için geçen süredir.

ZAMAN GENLEŞMESİ: Bir gözlemciye göre yüksek hızda yol alan bir saatteki yavaşlama veya güçlü bir gravitasyonel alan içinde bulunmaktadır. Veya zaman akışının yavaşlamasıdır. Hız arttıkça zaman yavaşlar.

ZAMAN MAKİNESİ: Zaman içinde geriye yolculuk yaptıracak cihazdır.

ZAMANDA GERİYE BAKIŞ: İncelenen bir gök cisminin ışığının o cisimden bize ulaşması için geçen zamandır. Işık belli bir hızda yol aldıgından, cisim ne kadar uzaktaysa ışığının bize ulaşması o kadar uzun sürer. 5 milyar ışık yılı uzaklıktaki bir kuasarın ışığının bize ulaşması 5 milyar yıl sürmüştür. Bu kuasara baktıgımızda onun 5 milyar yıl önceki halini görmekteyiz. Yani zamanda geriye bakılmaktadır. Güneş birden yok olsaydı dünya 8 dakika daha aydınlık olurdu. 5 milyar ışık yılı mesafedeki bir kuasara baktıgımızda onun gördüğümüz ışığı yolu çıktıgında henüz Güneş sistemi ve bizler mevcut değildik.

ZAMAN İÇİNDE SEYAHAT: Zaman makineleri içinde yolculuktur. Bilinen fizik yasaları zamanda yolculugu yasaklamaz. Yani zamanda yolculuk imkansız değildir. Zaman makinesi imal etmenin yollarından biri son derece hızlı dönen bir çıplak teklik yapmak, gravitasyon alanının uzay-zamanı çökerttiği tekilliğe yaklaşmak, tekilliğe girmek ve farklı bir zamana dalmaktır. Hesaplara göre 100km uzunlugunda, 10km genişliğinde bir nötron yıldızı yogunlugundaki malzemeden yapılmış ve saniyenin binde birinde iki defa dönen bir silindir ile zamanda yolculuk yapılabilir. Diğer yol ise, uzay-zamanlar arasında birer geçit olan kurt delikleridir.

ZAYIF NÜKLEER KUVVET: Radyoaktiviteye neden olan, proton ile nötron arasındaki kuvvettir.

ZODİAC: Gökyüzünde hayali bir bant olup, eliptiğin her iki ucunda 9 ark-derece uzanır. Bu bant içinde, Güneş, Ay ve diğer bütün gezegenlerin (Plüton hariç) izleri görülür.

valans bandi:atomun son yörüngesine valans bandı denir.elektronlar buradaniletkenlik bandına geçmeye çalışırlar.

iletkenlik bandi:elektronların serbestmiş gibi hareket edebildikleri,diğer atomlarla bağ yapabildikleri ve elektriği ilete bildikleri banda denir.

elektron gazi:boş veya gaz dolu bir ortamda, bir iletkenin içinde dolaşan serbest elektronların tümü bir gaz gibi düşünülür.buna denir.bu durumdayken ideal gaz gibi davranırlar.

elektron akisi:serbest elektronların bir ortam içinde yer değiştirmesine denir. bu elektrik akımı doğurur.

serbest elektron:doğadaki temel kuvetlerden etkilenmeyen elektronlardır. doğada böyle bir şey mümkün değildir. ama biz bazı kuvvetleri yok sayarak atomun som yörüngesindeki elektronları,elektron lambasında ki elektronları böyle kabul edebiliyoruz.

elektron lambasi:gaz geçirmeyen bir tür içindeki boşlukta veya bir gazlı ortamda elektron akımı oluşturan elektronik araç.

elektron demeti: aynı enerji kaynağından çıkan ve birbirine yakın yörüngede yayılan elektronlara denir.

iyonlasma enerjisi:bir atomun son yörüngesinden bir elektron kaparmak için gerekli olan enerjiye denir.bu enerji elektron alma eğilimi az olan atomlarda daha fazladır.enerji büyüklüğü sıralaması büyükten küçüğe olarak asal gazlar, sonra ametaller ve metallerdir.

elektronegatiflik:bir elementin elektron alma eğilimine denir.ametallerde daha fazladır. soygazlarda ise sıfırdır.

compton sacilmasi: fotoelektrik olayın dışında, ışığın kuvantumlanmasını gerçekleyen bir diğer olaydır. 1922 yılında arthur holly compton göstermiştir ki; röntgen ışıması ve zayıf bağlanmış elektron’lu madde arasındaki karşılıklı etki süreci ışığın dalga modeliyle daha fazla açıklanamaz. klasik dalga modeline göre röntgen ışıması ve madde arasındaki karşılıklı etki sürecinde sadece madde üzerine gelen röntgen ışımasının dalga boyu gözlemlenebilir. deneyde, asıl ışımanın yanında daha büyük dalga boylu bir ışıma daha gözlemlenir. compton bundan başka, dalga boyundaki değişimin sadece saçılma açısına bağlı olduğunu da tespit etmiştir. compton bu olayların açıklaması için kabul etmiştir ki, madde üzerine isabet eden röntgen ışımasının dalga boyu değişimi , maddenin elektronlarıyla karşılıklı etki esnasında röntgen ışımasının bir miktar enerjisinin ve momentinin elektronlara geçmesi suretiyle ortaya çıkar.

compton dalga boyu:compton saçılmasında,saçılan elekronun dalga boyuna denir.λe olarak gösterilir. h/me.c olarak bulunur.değeri yaklaşık olarak 2,43×10^-1 nanometredir.

buyuk patlama:evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce sonsuz yoğun ve sonsuz sıcak bir noktanın paylamasıyla meydana geldiğini savunan bilimsel teori.galaksiler nebulözler ve yıldızlararası plazmanın bu şekilde meydana geldiğini savunur. bu ilk infilaktan bu yana çok daha küçük patlamalar halen devam etmekte ve evren, genişleyip büyümeye devam etmektedir.gerçekten de dünyamızdaki gözlem evlerinden izlenen uzak galaksilerin ışığındaki kırmızıya kayış, bunun ispatı olarak kabul edilmektedir.büyük patlamadan sonra kainat radyasyondan yayılan çok sıcak gazla dolmuştur. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti: önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °k’ye düşünce bu parçacıklar birleştiler ve atomlar oluştu.bu durum, kainata büyük bir değişiklik getirdi. o zamana kadar elektrik yüklü parçacıklar radyasyonu çok kolay emerlerdi. radyasyon çok uzağa gidemediğinden, gaz da şeffaf değildi. fakat nötr atomlar radyasyonu iyi ememediler. bu durumda hareketine bir engel kalmadığından, radyasyon uzayda yayıldı.ingilizcesi bigbang dir.

arkaalan radyasyonuilk defa 1964′te tesbit edilmiştir. new jersey’deki bell laboratuvarlarından arno penzias ve robert wilson, samanyolunun dış kısımlarından gelen belirsiz radyo dalgalarını ölçmeye çalışıyorlardı. fakat bunun yerine gökyüzünün her tarafından gelen bir radyasyon buldular. bu ışınımın bütün yönlerdeki parlaklığı aynı idi ve yaklaşık 3° kelvin sıcaklığında bir ortamdan geldiği anlaşılmıştı.ingilizcesi background radiation dur.

atalet:maddenin kendisinin konumunu şeklini değiştirecek olan etkiye karşı koyma isteğidir.başka bir deyişle de bir cismin yaptığı harekette durumunu dğiştirmekteki isteksizlik ölçüsüdür.duran bir cisim üzerine bir kuvvet etki edinceye kadar durmak ister.hareket eden bir cisimde hareketini korumak ister.simgesi I dır. ingilizcesi inertia dır.

ozon tabakasi:Stratosferdeki ozonun oluşturduğu tabaka, doğal bir filtre vazifesi görerek yeryüzündeki tüm yaşam türlerini güneşin zararlı uv ışınlarına karşı koruyan tabakadır. ozon tabakası olmasaydı birçok insan cilt kanseri, katarakt gibi hastalıklara yakalanacaktı, hayvanlar ve tarım ürünleriyle bitkilerin yanı sıra okyanusların üst seviyelerindeki canlı organizmalar da bundan zarar göreceklerdi.stratosferik ozon doğal olarak atmosferde oluşur ve aynı zamanda yine doğal olarak stratosferde bozulur. atmosferde ozon; doğal olarak güneş ışınları ve nitrojen, hidrojen ve klor da dahil olmak üzere çeşitli bileşiklerle kimyasal reaksiyona girerek bozulur. bu kimyasalların hepsi çok az miktarlarda atmosferde doğal olarak mevcutturlar. kirlenmemiş bir atmosferde üretilen ozon miktarıyla tüketilen ozon miktarı tam bir denge halindedir. böylece stratosferdeki ozonun toplam konsantrasyonu nispeten sabit kalır.

stratosfer: atmosferde 11-12 km. den 50 km’ye kadar sıcaklık enverziyonunun bulunduğu seviyedir. bu seviyede sıcak hava soğuk hava üzerinde uzanır, burada biraz hava akımı vardır, dolayısıyla stratosfer, az karışımlı bir bölge olarak tanımlanır. sıcaklığı 0 ila -60 derece arasında değişir.troposferden stratosfere geçen partiküller uzun süre yeryüzüne dönmeden birkaç yıl orada kalabilir. örnegin büyük volkanik patlamalardan oluşan küller, stratosferde korunur ve global soğuma işlemine neden olur.stratosfer seviyesinin başlangıcı, büyük konvektif fırtınaların bulunduğu alanlarda kolayca görülebir. atmosferin %19.9′u bu tabaka içerisinde yer alır.bu fırtınaların tepesi, en alçak statosfer sevisesinin içine kadar uzanır. sıcaklık enverziyonundan dolayı oraj içindeki hava yükselmesi durur ve sonuç olarak soğuma çevreden daha fazla olur ve statosferde havanın yükselmesi son bulur. yükseklikle sıcaklık artışı stratosferde içinde devam eder. çünkü ozon tabakası bu seviyede bulunmaktadır. ozongüneşten gelen uv radrasyonlarını absorbe ettiğinden, bu durum ozon moleküllerinin hareketini yükseltmektedir. ozon moleküllerinin hava içerisindeki çarpışmaları statosferdeki sıcaklığı yükseltmektedir. ingilizcesi stratosphere dir.

troposfer atmosferin yere temas eden en alt katıdır. gazların en yoğun olduğu kattır. kalınlığı kutuplarda 6, ekvatorda 16 km. civarındadır ve mevsimlere göre değişiklik gösterir. güçlü yatay ve dikey hava hareketleri görülür. ekvator üzerindeki kalınlığı 16–17 km.,45° enlemlerinde 12 km,kutuplardaki kalınlığı ise 9–10 km dir.bunun nedeni ekvatorda ısınan havanın hafifleyerek yükselmesi kutuplarda ise soğuyan havanın ağırlaşarak çökmesidir. yani ekvatorla kutuplar arasındaki sıcaklık farkıdır. İçinde bizimde yaşadığımız bu katman bütün atmosfer kütlesinin yaklaşık %75’ini kapsar, yoğunluk en fazladır. eğer troposfere kirlilik ilave edilirse, atmosfere karışan bu kirleticiler birkaç gün ya da birkaç hafta sonra asit yağmuru vb. olarak yere geri dönecektir. bu troposferin kendi kendini temizleme mekanizmasıdır. daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınır.

morustu isinlar:görünür ışıkla x ışını arasındaki frekanslarda ki görünmeyen ışınlar olup,dalga boyu bir cm nin 80 milyonda birinden daha kısadır. en son görünen ışık morun üstünde yer aldığı için morüstü denilmiştir.mor ötesi de denilmesine rağmen yanlış bir kullanımdır. çünkü morun iki yanıda ötesi kabul edilebilir.insağlığına son derece zararlıdır.
10^-7 ile 10^-9 metre arasında ki dalga boyunda, 10 ev(elektron volt) enerjiye sahiptir.
uv: ultra violettin yani ultraviyole kısaltmasıdır. elektromanyetik spektrumdaki morüstü ışınlarıdır.
morötesi ışınlar: doğrusu morüstü ışınlardır.<br><br>İletiyi düzenleyen: karadelik, de: 20/12/2006 22:36

Yorum yap